top of page
Ara
  • Yazarın fotoğrafıGökhan Avcı

VUCA’dan BANI’ye – Gökhan Avcı


VUCA'dan BANI'ye

Bu tanımların ne işe yaradığı çoğu zaman gözardı edilse de bir şeylerin anlaşılmasını kolaylaştırabileceğini düşünebiliriz. BANI kavramını ortaya koyan Jamais Cascio aynı adlı makalesinde “facing the age of chaos”ta yeni bir model önermekte. Yazar bu kısaltmanın, öncekilerden farklı olarak “çözümler”den ziyade tepkiler olduğunu ortaya koyuyor.

Birazdan detaylarını aktaracağım BANI hiç bir kuruma ne rehberlik edecek ne de işe yarar cevaplar içeriyor. Sadece içinde bulunduğumuz döneme göre daha kolay anlamamıza yardımcı olacaktır.

Aklımızdan çıkarmamalıyız.


“Hayatta değişmeyen tek şey değişimdir”


1980’lerin soğuk savaş ortamında ortaya konan VUCA dünyası, pandemi öncesi döneme kadar bir çok şeyi açıklayıcı bir çerçeve oluşturdu. VUCA Değişkenlik (Volatility), Belirsizlik (Uncertainty), Complexity (Karmaşıklık) ve Muğlaklık (Ambiguity) nasıl başa çıkacağız? Sorusu BANI dünyasının devreye girdiği yer oluyor herhalde.

VUCA üzerine çok kafa yoruldu. Bu kavram üzerinde açıklamalar ya da çözümlemeler geliştirilmeye çalışıldı. Volatility (Değişkenlik) için Vision (Vizyon), Uncertainty (Belirsizlik) için Understanding (Kavrayış), Complexity (Karmaşıklık) için Clarity (Netlik), Ambiguity (Muğlaklık) için Agility (Çeviklik) gibi bir çok öneride bulunuldu. Eminim VUCA için akrostiş şiir bile yazan olmuştur. 🙂


Kaos dönemi

Herşey sağlık krizi ile başlamış gibi görünse de; çok uzun zamandır yaşadığımız ve etkileri katastrofik bir şekilde hissetmeye başladığımız iklim krizi dünyamızı alt üst ediyor. Göçmen krizi, ekonomik buhran, resesyon, savaşlar hayatımızı alt üst ediyor. Hatta yeni bir soğuk savaşın içerisine itilmiş durumdayız.


Giderek daha kaotik hale gelen dünya var.


Yapı ve yaratılış itibari ile otonom ve kalıp hareketler üzerine programlanmış; yaşamsal konularda beyinden daha çok beyincik ile tepki veren yaratıklar olarak biz belirsizlik ve kaos ortamları ile savaşıyoruz. Bu kaosu sonuca ulaştıracak çözümler, davranış biçimleri ve sistemler geliştirme eğilimde oluyoruz. Hatta bunun için aktif çaba içerisindeyiz. Bu sonu gelmez çaba akıl sağlığımız için hiç yapıcı sonuçlar üretmiyor doğal olarak…


VUCA modeli artık anlam ve çözüm üretemiyor. Mevcut durumu daha iyi anlatan ve küresel hinterlantı daha iyi okuyabilmemizi sağlayan yeni bir modele ihtiyaç duyduğumuz kesin. Jamais Cascio’nun BANI modeli tam da burada devreye giriyor.


VUCA 80’lerin sonunda SSCB’nin çöküşü ile birlikte yayınlanıp, iş dünyasına transfer edildi. Dünün anlamlı olan kavramları bugün bir şey ifade etmeyebiliyor. Çünkü dün ile bugün arasında bir çok kritik değişimler gerçekleşti ve değişmeye devam ediyor. Kurumsal kültür, müşteri, insan, çalışan, pazar, iletişim, medya, teknoloji, endüstri vb bir çok şey.


Volatility (değişkenliğin) önüne geçebilmek, ona çözüm üretebilmek için dijitalin engin gücünü ve araçlarını kolaylıkla kullanabiliyoruz. Dijital dünya sayesinde değişken yapılara kolaylıkla ayak uydurabiliriz.

Complexity (Karmaşıklık) noktasında yüksek miktardaki data kullanım becerisi bu noktadaki soru işaretlerini yok edebiliyor. Ambiguity (Muğlaklık) konusunda hayatımıza giren yeni modelleri ya da iş yapış yöntemleri muğlaklığı netliğe taşıyabiliyor. Bu konuda bir çok örnek vermek mümkün.


Tam da bu yüzden yeni bir kavrama ihtiyacımız var.

  • Brittle > Kırılganlık

  • Anxious > Kaygı-Endişe

  • Non-Linear > Doğrusal Olmayan

  • Incomprehensible > Anlaşılmazlık

Brittle – Kırılgan:

Kırılganlık, Volatilitenin(değişkenliğin) yerini alıyor. Dünyamız sadece değişken değil. Özellikle sistemin esnek olmadığı durumlarda hızlı değişimin büyük bir sorun olarak ortaya çıktığı bir dönemdeyiz. Kırılganlık, bu durumu tanımlamak için tam olarak doğru kavram oluyor. Kırılgan bir sistem genellikle çok kararlı görünür, ancak gözenekli hale gelir ve zamanla çoğunlukla beklenmedik şekilde kırılır.


Kırılgan bir sistem, güçlü ve sağlam olduğu izlenimini verebilir, ancak kritik bir başarısızlık noktası, yıkıcı sonuçları olan ani bir çöküşe yol açabilir. Yani her an ani çöküşler ile karşı karşıya olabiliriz.

Daha da kötüsü bir birine kritik noktalarda bağlı böyle bir dünya da kırılgan sistem ya da yapılar sistemde muazzam etki ve sonuçları olacağını da göz ardı etmemek lazım.


Kritik bir yapıdaki kırılma bir sizi problemin yaratıcı olabilir; domino etkisi yaratabilir. Bunun en büyük etkisini covidin tetiklediği supply-chain, üretim aksamaları ve en sonunda enflasyonun tetiklenmesine kadar devam eden bir süreç var.


Bu noktada bir çok örnek karşımıza çıkabiliyor. Özellikle hepimizin içinde bulunduğu işletmelerin kesintisiz kar ve verimlilik beklentisi var. Bu durum eşit derecede önemli diğer faktörlerin feda edilmesi manasına gelebiliyor. Ki bu bakış açısına sahip yöneticilerinin olduğu kurumlarda insan kaynaklarında; çalışan ilişkisi, kalifiye insan gücü, aidiyet, güven vb konularda ciddi sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Aslında bu da kurumları içten dışa doğru kırılgan hale getiriyor. Şu anda maalesef, kurumların %50’si bu problemin farklı versiyonları ile karşı karşıya…


Anxious – Endişe-Kaygı :

Kaygı, Belirsizliğin kaşılığıdır. Önemli bir şeyin her an kopabileceği korkusu diyebiliriz buna. Belirsiz sistemler muazzam bir endişe yaratabilir. Belirsizliğin artışı endişe seviyesini kaygı bozukluğuna itecek kadar gelişebilir de…


  • Endişeli bir dünya pasif bir tutuma yol açar.

  • Bu da eylem korkusuna sebep olur; karar verme sürecini olumsuz yönde etkileyen sürekli bir umutsuzluk duygusuna da dönüşebilir.

  • Kaygı, riskten daha fazla kaçınmamıza neden olur ve bu da bir kişinin bireysel veya ticari bağlamda çalışma yeteneğini etkiler.

  • Gerekli sorumluluğu almaktan kaçınmaya veya sorunlu varsayımlara analizlere girme eğilimine sürükler.


Mevcut ilişim dünyasının kapsamı altına her gün karşımıza çıkan haber, bilgi yada içerikler bizi daha demotive hale getiriyor. Sanki sahip olduğumuz kaygının seviyesi yetmiyormuş gibi endişelerimizi destekler ve büyütür şekilde tasarlanıyor. Binlerce kötü sahne ve haber ile karşı karşıya kalıyoruz. Bu durum bizi daha demotive, kötümser hale getiriyor; sonu gelmeyen pozitif geri beslemeli (devamlı büyüyen) kaygı dünyası yaratıyor.


Doğamız itibari ile hayatta kalma içgüdüsünü en çok besleyen kaynak korkular ve kaygılar oluyor. Fakat belirsizliğin ölçeksiz artışı, korkuyu ve kötümserliği her an destekleyen iletişim dünyasının abartılı yaklaşımı içgüdülerimizi önü alınamaz kaygı ve endişeye dönüştürüyor.


Non-Lineer – Doğrusal Olmayan:

Doğrusal olmama, bir devam ya da yerine alan bir kavram olmanın ötesinde , karmaşıklığa (Complexity) eklemlenen bir kavramdır. Çünkü içinde yaşadığımız ve çalıştığımız sistemlerin son derece karmaşıktır. Bu dönemde artık bu karmaşık sistemlerin neden sonuç ilişkisinin koptuğuna çok sık şahit oluyoruz.


Gerçekleştirmiş olduğumuz bir eylem ürettiği sonuç arasındaki ilişkiyi net bir şekilde ortaya koyamadığımız bir dönemdeyiz. Bu noktada 2 kritik yaklaşım var.


İlki bir sonuca ulaşırken yaptığım x adet şeyin dışında göz ardı ettiğimiz ya da farkına varamadığımız çok fazla faktörün olduğunu unutmayalım. Bu kadar karmaşık, bütünsel ve sinerji yapıların içerisinde sadece kontrolümüzde olan bileşenlerin neden sonuç ilişkisine bakmak yeterli olmayacaktır. Dahası kontrolümüz altına olan bileşenler sadece tek bir etkiye yol açmaz; birden çok etkiye yol açacaktır, dolayısı ile alternatif varış noktaları da olacaktır. Bu da girdileri ya da önlemlerin tek bir etki ya da sonuçla ilişkilendirilemeyeceğini bize gösterir.


Bütün çabalar etki göstermez ya da küçük kararların büyük etkisi olur.

Küresel iklim krizi buna en büyük örnektir. Sebep sonuç ilişkisi arasındaki zaman o kadar uzundur ki bağlantı kurmakta oldukça zorlanırız. Ya da yapmış modellerinde değişiklikler ve müşteri beklentilerindeki farklılaşma; geçmişte yapıp da başarıya eriştiğimiz işlerde aynı şeyler yaparak farklı sonuçlar elde etmemize sebep oluyor.


Incomprehensible – Anlaşılmaz:

Anlaşılmazlık, nihayetinde doğrusal olmayan dünyamızın bir sonucudur. Dahası belirsizlikten bir adım ötesidir.


İçinde bulunduğumuz dönemde her şey o kadar bir birine bağlıdır ki büyük resimde dahi netlik yoktur. Bu ilişkiler karmaşayı netliği kaybettiği gibi karmaşanın içindeki tekilin anlamını yitirmemiz sebep oluyor. Bu yüzdendir ki anlaşılamamazlık içinde bulunduğumuz data çağının ya da aşırı data yükünün de bir ürünüdür diyebiliriz.


Dolayısı ile yaşadığımız krizlerden çıkışın hiç kolay olmaması her ölçekte doğru çözüme yaklaşmamızın altında bilişsel olarak sorunu doğru olarak anlayamamızda yatıyor. Şu anda yaşanmakta olan Rusya savaşı, resesyon, gıda krizi ve tedarik zincirindeki kırılmalarının sebebi nedir? Bir çok cevap var ama muğlak…


Bir şey bizim tarafımızdan anlaşılmadığında, bizi çılgına çevirebilir. Aslında anlaşılmazlık, günümüzün bilgi selinin veya aşırı bilgi yüklemesinin de bir ürünüdür. Daha da önemlisi bugün anlamadığımız bir şeyin, onu yakın gelecekte anlayamayacağımız anlamına gelmemesidir. Yeterli şeffaflığa sahip işbirlikçi bir kültür oluşturmalıyız.

7 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page