top of page

Fanta’nın Sarı Kola Hamlesi: Halkın Dili, Markanın Konumlanması

  • Yazarın fotoğrafı: Gökhan Avcı
    Gökhan Avcı
  • 3 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur
fanta

Fanta “Sarı Kola” Kampanyası: Bir Övgü ve Bir Pazarlama Dersi

Bir markanın, yıllardır halkın dilinde dolaşan bir ifadeyi sahiplenmesi… İşte Fanta’nın “Sarı Kola” hamlesi bu yüzden çok değerli. Feyyaz Yiğit’in başrolde olduğu reklam filmiyle birlikte “Adı sizden, tadı bizden” ve “Sarı kola hastasıysan, Fanta’nın hastasısın. Has-ta-sı-yız.” gibi cümleler artık sadece sokakta değil, markanın kendi resmi dilinde de yer buldu.


Bunu bir reklamın ötesinde görüyorum. Bu hareket, tüketiciyle bağ kurmanın en güçlü yollarından birine işaret ediyor: onların dilini sahiplenmek. Hepimiz günlük hayatta “sarı kola” dedik. Fanta da “ben de öyle diyorum” dedi. İşte marka ile müşteri arasındaki mesafeyi kapatan, aidiyet yaratan sihir tam burada.

Bilimsel arka plandan baktığımızda bu kampanya, zihinsel erişilebilirlik kavramının ders kitabı örneği. Ehrenberg-Bass Enstitüsü’nün araştırmalarına göre markaların büyümesi için en kritik unsur, tüketici zihninde doğru anlarda akla gelebilmek. “Sarı kola” ifadesi, Fanta için tek kelimelik bir kategori girişi oldu. Artık yemek sonrası, oyun arası ya da yaz akşamı gibi anlarda tüketicinin zihninde “portakallı gazoz” yerine doğrudan “sarı kola” (ve dolayısıyla Fanta) çağrışımı oluşacak.


Bu aynı zamanda pazar şekillendirme hareketi. Literatürde “representations & norms” (temsiller ve normlar) diye geçen kavramı hatırlayalım: bir marka, pazarda konuşulan dili, davranış biçimini veya normları değiştirdiğinde sadece ürünü değil, tüm kategoriyi yeniden çerçeveler. Fanta’nın “sarı kola”yı resmileştirmesi, kategorinin temsillerini değiştiriyor. Artık menüde “sarı kola” istemek gayet olağan bir davranış olacak.

Kampanyanın bir diğer güçlü tarafı glokalizasyon (global + lokal). Globalde Fanta her zaman eğlence, enerji ve gençlik kodlarıyla konuşur. Türkiye’deyse bu kodlara dokunmadan, yalnızca yerel bir ifadeyi sahiplendi. Yani global kimlik korunurken, yerel anlam eklendi. Bu, üniversitelerde “glokalizasyon nedir?” sorusuna verilebilecek en somut güncel örneklerden biri.


Peki bağ nasıl kuruluyor? Burada devreye mizah ve topluluk dili giriyor. “Has-ta-sı-yız” ifadesi, hem güldürüyor hem de bir topluluk kimliği yaratıyor. Muniz & O’Guinn’in “brand community” teorisini hatırlayalım: marka topluluklarının üç temel unsuru vardır—ortak bilinç, ritüeller ve ahlaki sorumluluk. Fanta’nın dili tam da bu ortak bilinci kuruyor. İnsanlar “ben de sarı kola derim” diyerek kendini o topluluğun parçası hissediyor.

Tabii ki ton da önemli. Samimi, gündelik, hafif ironik bir ses kullanıldı. Reklamda bir marka değil, neredeyse bir arkadaş konuşuyor. Bu da pazarlamanın “tone of voice” meselesini çok iyi işleyen bir örnek.


Eleştiriler yok mu? Var. “Çok tekrarlandı, yorucu oldu” diyenler çıktı. Ama işin özü şu: mizah evrensel değil, herkeste aynı etkiyi yaratmaz. Burada önemli olan dozajı yönetmek. Ve bence bu, kampanyanın değerini düşürmüyor—tam tersine, gündeme oturduğunu gösteriyor.


Sonuç olarak, “Sarı Kola” sadece bir isim değil. Bu bir övgüyü hak eden pazarlama hamlesi. Hem aidiyet çağrısı, hem yerelleşme stratejisi, hem de pazar şekillendirme örneği. Üniversitelerde pazarlama dersi anlatılırken, öğrencilerin bu kampanyayı okumasını öneriyorum. Çünkü içinde konumlanmadan müşteri dinlemeye, glokalizasyondan topluluk inşasına kadar bir ders kitabında arayacağımız tüm kavramlar var.


Fanta’ya ve bu işi yöneten ekibe kocaman bir alkış. Çünkü “Sarı Kola” sadece tüketicinin değil, pazarlama dünyasının da hastası olduğu bir fikir oldu.

Ama tam da burada kritik bir tartışma alanı açılıyor: İnşaat işçilerinin dilinden türeyen bu güçlü kampanya ve ürünün isim değişikliğini, acaba gamer’lara ya da Gen Z’ye nasıl kabul ettireceğiz? Bu soru sadece sosyal medyada değil, markanın kendisine ve bu kampanyayı yöneten ekibe sorulmalı. Çünkü işin en zekice tarafı burada gizli: davranış bilimi, persona geçişleri ve topluluklar arası deneyim transferi. Eğer bu köprü kurulabilirse, “Sarı Kola” yalnızca başarılı bir reklam filmi değil, pazarlama literatürüne geçecek bir vaka çalışması olacak.

Yorumlar


bottom of page