Geçmişten Günümüze İnsan Kaynaklarının İbretlik Hikayesi
- Gökhan Avcı
- 3 Ara 2025
- 4 dakikada okunur

Kraniometri: Kafatasından Kariyer Yapanlar
19. yüzyılın meşhur yöntemlerinden kraniometri (ırkçılık için bilimsel alt yapı arayışı), kafatası ölçümleriyle zekâ, kişilik ve yetenek seviyelerini belirleme iddiasındaydı. Örneğin, "Bu kişinin kafatası geniş, kesinlikle lider olur" gibi yargılarla işe alım yapılabiliyordu. Bugün kulağa komik gelen bu yaklaşımın modern bir versiyonu yok mu sanıyorsunuz? Bir adayın CV’sindeki birkaç anahtar kelimeye bakıp "Bu tam aradığımız kişi!" diyen İK uzmanları, kraniometrinin dijital çağdaki mirasçılarıdır.
Günümüzde hâlâ yüzeysel değerlendirmelerle adayları sınıflandırmak, kraniometrinin modern bir yansımasıdır. Oysa bir adayın gerçek potansiyelini anlamak için derinlemesine analizler ve objektif değerlendirmeler yapmak gereklidir.
Bir toplantıda, patronunuzun size "Kafanız ne kadar büyükse zekânız da o kadar büyüktür, öyle değil mi?" dediğini düşünün. İşte kraniometrinin modern bir yankısı!
Fizyognomi: Çene Hattıyla Liderlik Belirlemek
Fizyognomi, yüz hatlarına bakarak insanın karakterini çözme iddiasındaydı. Örneğin, "Keskin çene hattı? Bu kişi çok kararlıdır!" veya "Yuvarlak yüz? Bu ekip çalışmasına yatkındır" gibi genellemelerle insanlar sınıflandırılıyordu. Bugün, mülakat sırasında "Enerjisi çok pozitif, kesin harika bir takım oyuncusu olur" gibi değerlendirmelerle hâlâ yüzeysel analizlerin yapıldığını görmek mümkün. Belki de o enerji, sabah içtiği kahveden kaynaklanıyordur!
İnsanları fiziksel özelliklerine veya ilk izlenimlere dayanarak değerlendirmek, onların gerçek yeteneklerini ve potansiyellerini göz ardı etmek demektir. İnsanların dış görünüşlerine veya “ilk izlenimlere” dayanarak yapılan değerlendirmeler, gerçek potansiyeli gözden kaçırır. İş dünyasında bu tür önyargılar, yetenekleri dışlamak yerine daha geniş bir perspektifle değerlendirilmelidir.
Öjeni: Genetik Mükemmellik Masalı
Öjeni, insanların genetik yapılarına göre sınıflandırıldığı ve "üstün" genetik özelliklerin teşvik edildiği karanlık bir dönemdi. İş dünyasındaki yansıması ise "sadece en iyi okullardan mezunları işe almak" gibi elitist yaklaşımlardır. Ancak başarı, her zaman okul diplomasıyla ölçülemez. Günümüzün farklı geçmişlere sahip liderleri, bunun en büyük kanıtıdır.
İşe alım süreçlerinde sadece belirli kriterlere odaklanmak, potansiyel yetenekleri göz ardı etmeye ve çeşitliliği azaltmaya neden olur.
Bir İK uzmanının mülakat sırasında “Hangi okuldan mezun olduğunuz dışında, dünyaya ne kattığınızın bir önemi yok!” dediğini düşünün. İşte öjeni zihniyetinin modern bir yorumu.
Modern İnsan Kaynaklarının Eksiklikleri
Günümüz İK uygulamaları, tarihsel yanlışların modern versiyonlarından tamamen kurtulmuş değil.
Kısır ve Yüzeysel Yaklaşımlar
Performans Değerlendirme: Çalışanların başarısını değerlendirmek için kullanılan sistemler genellikle geçmişe odaklıdır ve bireyin gelecekteki potansiyelini göz ardı eder. Örneğin, son iki çeyrekte hedeflerini tutturamayan bir çalışanın terfi şansı neredeyse sıfır kabul edilir. Oysa belki de o dönemde yaşadığı kişisel zorluklar veya yanlış bir görevde bulunması performansını etkilemiştir.
Eğitim ve Gelişim: Eğitim programları, genellikle herkese aynı içeriği sunarak bireysel farklılıkları yok sayar. Aynı ayakkabıyı herkese giydirmeye çalışmak gibi, bu yaklaşım da çoğu çalışanın ihtiyaçlarına uymayan sonuçlar doğurur. Her bireyin öğrenme stili, ilgi alanları ve ihtiyaçları farklıdır.
Çalışanın biri hedeflerini tutturamadığı için "potansiyelsiz" ilan edilir. Ama o sırada bir diğer çalışan, Excel’de renkli tablolar yaptığı için "yıldız çalışan" ilan ediliyor.
Teknoloji ve Analitik Eksikliği
Veri Tabanlı Karar Alma Eksikliği: İK süreçleri hâlâ veriye dayalı değil, sezgisel kararlara dayalıdır. Bu da yanlış değerlendirme risklerini artırır.
Yapay Zekâ Kullanımı: Yapay zekânın sağladığı analiz gücü, pek çok İK departmanında yeterince kullanılmamaktadır. Yapay zekâ ve büyük veri analizlerinin yeterince entegre edilmediği İK süreçleri, sezgilere dayalı kararlarla yürütülür. Bu da hem yanlış değerlendirmelere hem de potansiyelin boşa harcanmasına yol açar.
Bir İK uzmanının yapay zekâ kullanmak yerine "Bence bu kişi lider olabilir çünkü kollarını konuşurken çok etkili bir şekilde kullanıyor" dediğini düşünün. Karar mekanizması hâlâ ilkel.
Modern ve Yenilikçi Çözümler: İnsan Kaynaklarını Dönüştürmek
1. İnsan Değeri Yönetimi
Modern İK’nın ilk adımı, insanların bir "kaynak" olarak değil, birer değer olarak görülmesidir. Her bireyin yetenekleri, ilgi alanları ve potansiyeli benzersizdir ve buna göre değerlendirilmelidir.
Bireysel Değer Haritaları: Her çalışanın güçlü ve zayıf yönlerini, kariyer hedeflerini ve ilgi alanlarını detaylı bir şekilde analiz eden haritalar oluşturulmalıdır. Bu haritalar, yalnızca mevcut performansı değil, gelecekteki olası başarıları da öngörmelidir. Örneğin, analitik düşünme becerisi güçlü bir çalışan, stratejik planlama rollerine yönlendirilerek daha büyük katkılar sağlayabilir.
Çalışan Hayalleri Programı: Şirketler, çalışanlarının kişisel hedeflerini desteklemek için özel fonlar oluşturabilir. Bir çalışanın yabancı dil eğitimi almak istemesi durumunda bu süreci finanse etmek, hem bağlılığı artırır hem de şirketin gelecekteki beceri havuzunu güçlendirir.
2. Veri ve Yapay Zekâ Destekli Yönetim
Geleneksel yöntemlerle alınan kararlar, genellikle önyargılardan etkilenir. Yapay zekâ ise veriye dayalı, objektif değerlendirmeler sunar.
Dijital İkizler: Çalışanların kariyer yolculuğunu simüle eden dijital modeller oluşturulabilir. Bu modeller, bireyin hangi alanlarda daha başarılı olacağını öngörerek doğru yönlendirme sağlar. Örneğin, bir dijital ikiz analizi, bir çalışanın proje yönetiminde daha iyi olduğunu gösterebilir.
Performans Tahmin Sistemleri: Geçmiş verileri analiz eden yapay zekâ sistemleri, bireyin gelecekte hangi pozisyonlarda daha etkili olacağını tahmin edebilir. Bu sistemler, yalnızca mevcut verilere değil, bireyin gelecekteki potansiyeline de odaklanır.
Yapay zekâ bir çalışanın gelecekte CEO olacağını tahmin ederken, İK uzmanı "Ama sunum teknikleri konusunda hala eksikleri var!" diyerek bu öneriyi reddediyor; bir düşünün...
3. Evrimsel Çalışma Kültürü
Her organizasyon, değişime uyum sağlama kapasitesine sahip olmalıdır. Esnek ve evrimleşebilir kültürler, modern iş dünyasının gerekliliklerindendir.
Uyarlanabilir Kültür Politikaları: Ekiplerin kendi dinamiklerine uygun çalışma yöntemlerini belirlemesine izin verilmelidir. Bazı ekipler sabahları daha verimli çalışırken, bazıları akşam saatlerini tercih edebilir.
Ekip Dinamiklerini Geliştirme: Yeni bir çalışanın ekibe katılımını hızlandırmak için adaptasyon programları düzenlenebilir. Bu programlarda, ekip kültürüne uygunluğu artıran simülasyonlar ve etkileşimler kullanılabilir.
4. Sosyal Nörobilim ile Çatışma Yönetimi
Ekip içindeki dinamikleri anlamak ve çatışmaları çözmek için sosyal nörobilim yöntemleri kullanılabilir.
Empati ve Mikro İfade Eğitimleri: Liderlere ve ekip üyelerine, mikro ifadeleri anlama ve empati becerilerini geliştirecek eğitimler verilmelidir. Örneğin, bir çalışanın "Bu projeye inanıyorum" derken yüz ifadesindeki tereddüt, gerçek düşüncelerini yansıtabilir.
Beyin Dostu Çalışma Ortamları: Çalışma alanlarının tasarımında doğal ışık, sessizlik ve ergonomi gibi unsurlar önceliklendirilerek stres seviyeleri azaltılabilir.
5. Demokratik Şirket Yönetimi
Çalışanların stratejik kararlara katılımı, hem bağlılığı artırır hem de daha yaratıcı çözümler sunar.
Karar Alma Simülasyonları: Şirketin stratejik kararlarını çalışanlarla birlikte simüle eden platformlar oluşturulabilir. Bu sayede çalışanlar, şirketin geleceği hakkında aktif rol alabilirler.
Çalışan Konseyleri: Farklı seviyelerden çalışanların yer aldığı konseyler, stratejik kararlarda danışmanlık sağlayabilir ve şirket içi iletişimi güçlendirir.
Bir çalışan parlak bir fikir sunar, ama yönetici "O fikri zaten ben düşünmüştüm" diyerek katkıyı hiçe sayar. Bun gibi örnekler ile sıklıkla karşılamıyor muyuz? "Olmaz" demeyi seven yöneticilerin kısır motivasyon gazlarına yaratıcı drama ile desken veren insanlar değil miyiz hep...
Sonuç: İK'nın Geleceğinde Yapay Zekâ ve İnsan Faktörleri
İnsan kaynakları yönetiminin tarihsel zayıflıkları ve bugünkü sorunları göz önüne alındığında, köklü bir dönüşüm kaçınılmazdır. Ancak liderlerin tek başına böylesine büyük bir dönüşümü gerçekleştirmesi ve sürdürülebilir kılması mümkün olmayabilir. Burada, iki anahtar kavram devreye giriyor:
Yapay Zekâ: İK süreçlerindeki önyargıları azaltmak, veriyi doğru analiz etmek ve uzun vadeli stratejileri desteklemek için yapay zekâ kullanılmalıdır. Örneğin, bir çalışanın gelecekte hangi yetkinliklere sahip olması gerektiğini tahmin etmek için yapay zekâ algoritmalarına başvurulabilir.
Ölçek Okuması: Büyük organizasyonlarda dönüşümün sürdürülebilir kılınması, süreçlerin ölçeklenebilir hale getirilmesine bağlıdır. Teknolojinin ve yapay zekânın sunduğu araçlar, bu dönüşümü yalnızca üst düzeyde değil, tüm seviyelerde uygulanabilir hale getirebilir.








Yorumlar