top of page

Kriminal Erkekler ve Popülist Liderler: Tehlikenin Şehveti

  • Yazarın fotoğrafı: Gökhan Avcı
    Gökhan Avcı
  • 3 Ara 2025
  • 2 dakikada okunur
Liderler

Bazı kadınların neden kriminal erkeklere kapıldığını hiç düşündünüz mü? Adam sabah akşam karakolluk, üstünde deri mont, ağzında sigara, “ya ben biraz delikanlıyımdır” diye dolanıyor. Kadın ise gözlerini kısarak bakıyor: “O çok güçlü, çok karizmatik.” Biz dışarıdan “abla, bu adam seni harcar” diye çığlık atıyoruz. Ama beyin farklı işliyor. Kalp hızlandığında, beyin bunu “aşk” diye etiketlemeyi seviyor. Oysa aynı hızlanmayı bir kavganın ortasında da yaşarsın, bir popülist liderin kürsüden “onları bitireceğiz” diye bağırmasında da. (Bknz: Dutton & Aron, 1974, ünlü asma köprü deneyi).


Aynı sahne politik meydanlarda da oynanıyor. Popülist lider çıkıyor, “ekonomi çöktü, dış güçler saldırıyor, ama ben buradayım!” diyor. Tehditkâr, ama aynı anda kurtarıcı. Kriminal sevgilisiyle “o bana zarar verir ama beni de korur” diyen kadınla aynı mantık. Beyin, tehditle güveni aynı sepete koymakta hiç zorlanmıyor. Bu yüzden mafya dizilerinde “kötü ama yakışıklı” karakterler reytingleri uçuruyor, bu yüzden meydanlarda “reis” diye bağıran kitleler coşuyor.


Bir de tanıdık acı meselesi var. Çocukken otoriter bir babanın gölgesinde büyümüş bir kadının ileride yine otoriter adamlara çekilmesi şaşırtıcı değil. Freud buna “tekrarlama zorlantısı” der (Beyond the Pleasure Principle). Toplumlarda da benzer döngü işliyor. Tarihte baskı görmüş, sürekli “biz ezildik” hissiyle büyümüş bir kitle, özgürlüğü değil, yeniden o baskının gölgesini seçebiliyor. Çünkü tanıdık olan, güvenli hissettiriyor. Evet, acı bile olsa.


Kriminal erkek net konuşur: “Benim kurallarıma uy.” Popülist lider de net: “Onları sileceğiz, biz kalacağız.” İkisinin ortak özelliği, karmaşık hayatı basit cümlelere indirgemeleri. Ve biz buna bayılıyoruz. Çünkü zihnimiz karmaşıklıktan nefret ediyor, basite tapıyor. Kahneman’ın dediği gibi (Thinking, Fast and Slow), “cognitive ease” yani kolay işlenen bilgi, daha güvenilir geliyor. Bir bakıyorsun, kadın “beni seçti, demek ki özelim” diye kendini avutuyor; seçmen de “biz halkız, onlar değil” diye. Aynı aidiyet duygusu, farklı sahneler.


Bunu gündelik hayatta her yerde görürsün. Kız arkadaşın, “ya offf kötü çocuklara düşkünüm” diye dert yanar ama bir sonraki sevgilisi yine aynı tip çıkar. Seçim gecesi kahvede oturan amca, “bizim lider adam gibi adam, masaya yumruğu vuruyor” der, ertesi sabah süt fiyatı yine artmıştır ama amca memnundur. Netflix’te Narcos’u izleyen seyirci, Pablo Escobar’ın vahşetini izlerken bir yandan da “vay be, karizmaya bak” diyordur.


Ve işte tokat gibi gerçek: İnsan, kendisine en çok zarar verecek olana tutkuyla bağlanabiliyor. Kriminal erkek “aşkım” olur, popülist lider “reis” olur. İki farklı dekor, aynı oyun. Sahne değişir, alkış aynı kalır.

Yorumlar


bottom of page