Büyük Konuşmanın Anatomisi: Neden Gerçeklerden Çok Vaatleri Seviyoruz?
- Gökhan Avcı
- 5 Ara 2025
- 3 dakikada okunur

Planlama dönemi geldiğinde PowerPoint’ler büyür, vizyon cümleleri genişler, kurumsal ton tizleşir. Peki neden her sene aynı ritüeli tekrarlıyoruz?
Büyük Konuşma: Kurumsal Bir Refleksin Psikolojisi
İş dünyasında “büyük konuşma” sadece bir alışkanlık değil, kolektif bir güven inşası ritüelidir. Yıl sonu yaklaşırken yöneticiler, ekipler ve liderler kendilerini yeniden konumlandırmak ister:
“Bu sene global oyuncu olacağız.” “Müşteri deneyiminde fark yaratacağız.” “Yapay zekâyı merkeze alıyoruz.”
Bu cümleler kulağa güçlü gelir çünkü “geleceği bildiğini söyleyen” kişi, grupta statü kazanır. Davranış biliminde buna authority bias (otorite önyargısı) denir. İnsan beyni, “kendinden emin konuşan” kişiyi otomatik olarak daha doğru bulur. Yani “büyük konuşmak”, aslında belirsizlik karşısında beynin yarattığı bir statü kalkanıdır.
Beynin Savunma Mekanizması: Belirsizlikten Kaçış
Daniel Kahneman’ın Thinking, Fast and Slow kitabında tanımladığı System 1 (hızlı, sezgisel düşünme) bu konuda başrolü oynar. Belirsizlik beynin en sevmediği şeydir; boşluğu hemen doldurur. O boşluğu bazen veriyle değil, vaatlerle doldururuz. “%200 büyüyeceğiz” derken aslında “şu an ne olacağını bilmiyorum” demenin başka bir yoludur.
Bu, bilişsel bir kaçış: karmaşık gerçekler yerine dramatik basitlik.Aynı refleks bireylerde de çalışır: LinkedIn post’larında, “Bu sene daha büyük düşünüyorum!” yazarken yaptığımız şey budur. Kurumlar ve bireyler aynı davranış kalıbını paylaşır — sadece sunum sayfaları değişir.
PowerPoint Üzerinde Kahramanlık: Kurumsal Tiyatro Sezonu
Planlama dönemleri, aslında bir tür kurumsal tiyatro sezonudur. Sunumlar yapılır, hedefler açıklanır, “yeni dönem stratejileri” alkışlanır. Fakat çoğu zaman bu hedefler stratejik bir öngörünün sonucu değil, politik bir konforun ürünüdür.
Çünkü kimse “Bu yıl küçüleceğiz.” diyemez. Oysa bazen küçülmek stratejidir, bazen “büyümemek” bile bilinçli bir seçenektir. Ama iş dünyasının dilinde “durgunluk” utanılacak bir kelime, “büyüme” ise kutsal bir mantra hâline gelmiştir.
Richard Rumelt (Good Strategy / Bad Strategy) bu durumu “fluff strategy” olarak adlandırır:
“Bir strateji, ne yapılacağını söylemiyorsa, sadece güzel cümlelerden ibarettir.”
Ne yazık ki kurumların önemli bir bölümü, bu “fluff” alanında uzmanlaşmıştır. Her sene aynı cümleler, farklı PowerPoint şablonlarında yeniden doğar.
Sosyal Onay Döngüsü: Abartıdan Beslenen Topluluklar
Büyük konuşma sadece yukarıdan aşağıya bir refleks değildir; aşağıdan yukarıya da beslenir. Ekipler, yöneticilerinden “büyük hedef” duymak ister, çünkü bu onlara duygusal anlam verir. Psikolojik olarak insanlar “kolektif iyimserlik” içinde daha iyi çalışır.
Bu, Amy Edmondson’un “psychological safety” (psikolojik güvenlik) kavramının ters yüz edilmiş halidir. Gerçek güven, hataları konuşabilme özgürlüğüdür. Ama birçok kurumda güven, “herkesin birbirini motive ediyormuş gibi görünmesiyle” karıştırılır. Yani “gerçeği söylemek” değil, “iyi görünmek” ödüllendirilir.
Bu noktada abartı kültürü, sadece bir yönetim tarzı değil, örgütsel bir norm hâline gelir. Ve norm haline gelen şey, artık sorgulanmaz.
Gerçekle Yüzleşmek: Cesaretin Yeni Tanımı
Gerçek cesaret, “büyük konuşmak” değil, büyük duymakla başlar. Verinin söylediğini duymak, pazarın gerçeğini görmek, müşterinin hissini okumak. Bu cesareti gösterebilen kurumlar, vizyonu “gürültüyle” değil, kanıtla inşa eder.
Stratejik liderlik, “yeni cümleler kurmak” değil, “önceki cümlelerin doğruluğunu test etmektir.” Bütçeler, yalnızca hedef değil, varsayım hipotezleridir. Ve iyi kurumlar bu hipotezleri deneyle doğrular, sadece PowerPoint’te değil, sahada test eder.
2026’a Girerken: Sessiz Stratejinin Gücü
Belki de kurumların 2026 manifestosu şu olabilir:
“Daha az konuş, daha çok gözlemle. Daha az vaat et, daha çok doğrula. Daha az büyü, daha akıllı ölçeklen.”
Büyük konuşmak, bir zamanlar özgüvenin sembolüydü. Ama bugün bilgelik, abartısızlığa geçti. Çünkü sürdürülebilir büyüme, heyecanla değil disiplinle mümkün. Sessiz stratejiler, yüksek sesli vizyonlardan daha uzun yaşar.
Kurumsal Gerçeklikle Barışmak
İş dünyasında “büyük konuşmak” bir tür toplu kendini hipnotize etme hali. Ama hipnozdan uyanan kurumlar, gerçeklerle konuşmayı öğrendiklerinde, o zaman gerçekten büyük işlere imza atıyorlar.
Büyük konuşmanın yerini büyük düşünme, büyük vaatlerin yerini büyük doğruluk, büyük hedeflerin yerini büyük anlam aldığında, işte o zaman sunum değil, gelecek yazılmış oluyor.








Yorumlar